MALEZYA (Aralık-2000)

KUALA LUMPUR
Başlık; Malezya... ama biz sadece Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'u görebildik.
''Sadece bu şehri görmekle Malezya ne kadar anlatılabilirse ben de o kadarını buraya aktaracağım'' deyip, blogumun ilk ülkesini anlatmaya başlıyorum.
Soğuk bir kış günü, Dubai aktarmalı, Malezya Hava Yolları'na ait bir uçakla Kuala Lumpur'a gitmek üzere İstanbul'dan ayrıldık.
Malezya Hava Yolları; gerek ikramının bolluğu, gerekse güler yüzlü hizmeti ile birçok uçak firmasından açık ara daha iyiydi. Böyle olunca da keyifli bir yolculuk kaçınılmaz oldu, biz de mutlu mesut bir biçimde Malezya'ya iniş yaptık. Ancak indiğimiz havaalanı şehrin o kadar dışındaydı ki, şehrin girişine kadar -kırk beş dakika boyunca- neredeyse tek bir bina bile görmeden, palmiye plantasyonlarından geçerek KL'a ulaştık. (Kuala Lumpur'a KL diyorlar.)
Neyse, sonunda insanı şaşırtacak kadar temiz, yeşil ve bir o kadar da düzenli bir şehir bizi bekliyordu.










İlk durağımız Kraliyet Sarayı oldu. Ancak sarayın içi gezilemediğinden biz de saat başı nöbet değiştiren saray muhafızlarını seyredip, bir kaç fotoğraf aldıktan sonra saray gezisini bitirdik.
Malezya; krallık ve çok partili demokratik sisteme dayalı konfedere bir sistemle yönetiliyor. Ancak buradaki krallık sistemi diğer ülke krallıklarına benzemiyor, oldukça demokratik:) Şöyle ki, Malezya eyaletlere bölünmüş bir ülke ve her bir eyaletin başında da bir sultan bulunuyor. Sultanlar; Kuala Lumpur'da, yukarıda bahsettiğim sarayda ikamet eden krala bağlılar. Baştaki kral, eyalet sultanlarından seçiliyor ve her bir sultanın krallığı dört yıl ile sınırlı. Bir kere kral olan sultan, bir daha kral seçilemiyor.
Ülke halkının büyük çoğunluğunu Malaylar oluşturuyor, sonra en büyük yüzde Çinlilere ait, daha sonra ise Hintliler geliyor.
Ülkede, Müslümanlar %55'lik bir nüfus oranına sahipler. Buna rağmen Malezya, İslami hareketin güçlü olduğu ülkelerden biri. Bu durum; havaalanında gördüğümüz, yer hizmetlerinde çalışan bayanların çoğunun baş örtülü oluşundan da anlaşılıyordu.

Bu son derece estetik bina 'Sultan Abdul Samad' adıyla anılıyor. Binanın önünde çok büyük bir meydan var. Burası Merdeka, yani 'Özgürlük Meydanı'...
1957 yılında bu meydanda asılı duran İngiliz bayrağı indirilip yerine Malezya bayrağı çekilmiş ve İngiliz sömürgeciliğine bu tarihten sonra son verilmiş.

Malezya denilince benim aklıma ilk olarak Petronas İkiz Kuleleri geliyor. 452 metre yüksekliğindeki bu kuleler 88 katlı ve 41 ile 42'inci katlar arasında çelik bir köprü bulunuyor. Köprü, ziyaretçilere açık.
Kuleler; alışveriş merkezleri, ofisler, sanat galerileri ve benzerlerini bünyesinde bulunduruyor. En üst katlara ise çıkış yasak çünkü üst katlarda özel mülkiyetler bulunmakta.
1998 yılında çevrilen Sean Connery ile Catherine Zeta-Jones'un oynadığı ''Kurda Tuzak'' filmi bu kulelerde çekilmiş, ancak Malezya, ülkesini kötü gösterdiği için filmi yasaklamaya çalışmış, fakat daha sonra filmin ilk gösterimi Malezya'da yapılınca iş tatlıya bağlanmış.

Kuala Lumpur'u daha doğrusu onların dilindeki KL'u geniş bir açıdan seyretmek istiyorsanız dünyanın en yüksek kuleleri arasında yer alan Televizyon Kulesi'ne çıkmanız gerekiyor.
Televizyon Kulesi'nden şehrin manzarası gerçekten görülmeye değer.

Malaylar bu ülkede üstün ırk olarak kabul ediliyor. "Bumi Putra" dedikleri imtiyazlı sınıf sadece Malaylar arasından çıkıyor. Bunlar devlete vergi vermiyorlar ve üniversiteye de sınavsız giriyorlar. ''Bumi Putra'' dışındaki diğer Malaylar ise Çinli ve Hintlilere göre devlete daha az vergi ödüyorlar.
Burada ticaret, çoğu yerde olduğu gibi yine Çinlilerin elinde.
Malezya, ırk ve din farklılığı olan, imtiyazların yaşandığı, buna rağmen çekişmelerin olmadığı bir ülke. Söylenene göre bunun altında yatan sebep ekonomik olarak halkın zengin olmasıymış.
Bana göre de;
Çinliler karınca gibi zaten çok çalışkanlar, her durumda para kazanabiliyorlar. Genelde el sanatlarıyla uğraşan Hintliler ise dinleri gereği azla yetinebiliyorlar. Malaylar da bu ara devlet işleri ile ilgilenip biraz da çoğunluk olmanın avantajlarını kullanarak gevşek ve mutlu bir biçimde yaşamlarını sürdürüyorlar.
Tabii bu yazdıklarım sadece beni bağlar:)

Şehirde değişik mimari tarzda yapılmış birçok cami var. Gerçi burada camilere mescit diyorlar. Bunlardan bir tanesi Ulusal Cami, diğer adıyla ''Negara Mescidi.''

Bir diğeri ise ''Binbir Gece Masalları'nı'' anımsatan mimarisi ile Mescid'i Jamek...
Ülkede, Malayların Müslüman olmayan biriyle evlenmesi yasak, üstelik Malayların Müslümanlığın dışında başka bir dini seçme şansları da yok!
Yani işin özeti şu; tüm Malaylar Müslümandır ve Müslümanla evlenir!
Ülkede Müslümanlar için bu tip yaptırımlar olmasına rağmen, Malezya'da yine de Arap ülkelerine kıyasla daha ılımlı bir İslami yaşam göze çarpıyor.

Kuala Lumpur bir alışveriş cenneti. Burada alışveriş yapmak için seçenek çok. Modern mağazaların ve markaların yanında pazarlar ve yöresel çizgilerden oluşan ürünlerin çeşitliliği ve ucuzluğu insanı şaşırtacak boyutlarda...

Kuala Lumpur, yukarıda anlattığım kadar kısaca anlatılıp geçilecek bir şehir değil. Aslında, Malezya da Kuala Lumpur'dan ibaret değil. Yoksa bir tek Kuala Lumpur'u görmek, sadece bir mağazanın vitrin camına göz atmaya benziyor.O yüzden Malezya, diğer şehirlerini ve cennet adalarını da görmek için başlı başına gezilecek bir ülke.
Güvenliğin çok fazla olduğu bu ülkeyi rahat rahat gezebilmek için buradan yerel bir turizm şirketi ile anlaşmak yeterli. Ya da dersinize iyi çalışıp sırtınıza çantayı atıp dolaşmak da bir diğer yol.